Uzun zaman sonra aynı duyguları hissetme isteği doğmuşken, başka birinin gelip “Neredeydin sen?” sorusunu sormadan “Hadi gidelim” demesi farklı hissedişlere itekledi seni.
Hoş geldin.
Lamb- Gabriel
Uzun zaman sonra aynı duyguları hissetme isteği doğmuşken, başka birinin gelip “Neredeydin sen?” sorusunu sormadan “Hadi gidelim” demesi farklı hissedişlere itekledi seni.
Hoş geldin.
Lamb- Gabriel
Daha güzel sevemez bir insan bir insanı. Kulakları dudaklarımı takip ediyor sanki. Yanımda olabilmek için, yanında olacağı her şeyden vazgeçebilir sanki. Demek mutluluğum ondaymış.
Şimdi, dünya birlikte bir başka dönüyor sanki.
Aşk değil adı. Keşif belki. Birini arıyorum gözlerinde. Olmak istediğim ya da kaybettiğim biri belki. Sade basit bir hayatın içerisinde, kollarına yaslandığımda dinlenebileceğim bir huzur belki. Tarif edemem ki.
Düşünürken bir şarkıya takılıyor sade aklım. Sürekli baştan düşünüyorum aynı şeyleri, onunla ilgili.
Zamanında deli divane aşık olup çok canın yandıysa şimdilerde aşık olamıyorsan, karşına biri çıkmış ve sen ne hissettiğini bilmiyorsan, kaybetmek istemiyor görünce heycanlanıyor ve deli gibi özlüyorsan yanyana gelince sanki zaman akıp gidiyor tenlerinizin dansını izlemekle yetiniyorsan, gözlerinin içi parlıyor onsuz bi hayata tahammül edemiyorsan ve hala ısrarla hiç birşey hissetmediğini savunuyorsan bendensin dostum. Ama bu aşk değil değil mi? Çünkü insan bir kez aşık olabilir, değil mi?

Çocukluğum; hayal mayel hatırlıyorum. Böyle sürekli atladığım bir ipim olmadı hiç bir bisikletim, mahalle arkadaşlarım bir barbıe bebeğim vardı hep onunla oynardım. Başka oyuncağım olmadı benim.
Sonra bir dedem vardı benim üzerime titreyen, oyun arkadaşım beni herşeyden koruyan dev adam. Bildiğiniz dedelerden değil cüsseli iri yarı. En sevdiklerini çabuk kaybedermiş insan bunu dedemi aradığımda bulamayınca anladım. Onu kaybetmiştim.
Bir ailem vardı benim hiçbir zaman hayallerimdeki gibi mutlu olamayan herkese şirin gözüken ama kendi içinde fırtılar kopan bir aile. Babam annemi hiç sevmedi gördüğüm amcalar gibi değildi onun için annem olmasa da olurdu çünkü başka kadınlar her zaman vardı. Böyle olmasına rağmen ben o adamın hep kokusuyla uyurdum. Ne garip değil mi?
Sonra aileme olan güvenimi sadıklığımı kaybettim bir daha bulamadım. Bütün taşlar yıkıldı.
Bir de sevdiğim adam vardı herşeyden kaçtığımda ona sığındığım en iyi arkadaşım oldu dedemden sonra beni hep korudu hep yanımda oldu bir gün gideceğini biliyordum o gidince darmadağın olucağımı, yıllarca toparlanmayacağımı da ama sevmekten vazgeçmedim hep belki dedim. Herşey beklediğim gibi gelişti o adam bir gün beni bırakıp gitti ve bir daha hiç gelmedi. Ondan sonra hiç kimseyi yerine koyamadım ne iyi bir arkadaşım oldu ne delice aşık olduğum adam herşey bitti tükendi. Ve ben o adamı kaybetmiştim.
Ben büyüyorum sevgilim, senin yokluğunda daha acımasızca ve daha hızlı büyüyorum.
Bazı şeyler yazıyorum siliyorum, yazıyorum tekrar siliyorum..
Bazı şeyleri tam konuşacak oluyorum, susuyorum.
Yutkunuyorum düğüm düğüm oluyor bazı şeyler boğazımda yine susuyorum.
İşte öyle.
Onu seviyordum. Komidinimi de seviyordum. Balığımı da. Pencere kenarına koyduğum menekşelerimi de. Bir erkek nasıl sevilir bilmiyordum. Ama seviyordum işte. Beğenmedi. Kovuldum. Şimdi hayatıma bir kedi yavrusu olarak devam ediyorum.
(via kavramkarmasasi)
Onu seviyordum. Komidinimi de seviyordum. Balığımı da. Pencere kenarına koyduğum menekşelerimi de. Bir erkek nasıl sevilir bilmiyordum. Ama seviyordum işte. Beğenmedi. Kovuldum. Şimdi hayatıma bir kedi yavrusu olarak devam ediyorum.
(via kavramkarmasasi)

kaç kadeh kırıldı sarhoş gönlümde
bir türlü kendimi avutamadım
kaç gece ağladım böyle gizlice
ne yaptımsa seni unutamadım.
Ne kadar da arabesk değil mi sevmezsin hemen yüzünü buruşturursun, bilirim. Ama bi o kadar da güzel anlatıyor baksana beni belki de bizi. Bilmem kaç ay olmuş belki de yıl saymıyorum korkuyorum, sayarsam nasıl dayanıyorum diye daha çok üzülürüm. Elini tutmadan yüzünü görmeden tenini hissetmeden çok zaman geçiremem ben, belki de sende. Her neyse…
Çok özlüyorum lan deli gibi böyle bazen boğazıma yapışıyor o aylardır tutamadığım ellerin sonra sesin bir çığlık olup kulaklarımı tırmalıyor, dudaklarının sıcaklığını bile hissediyorum bazen nasıl olur ki? Bir de kokun var tabi onu unutmamalı durup dururken bile bir anda geliyor darmadağın oluyorum meğer ne güzel kokuyormuşsun sen sevdiğim. Sana da oluyor mu bunlar belki de sende…
İçkiler şişede durduğu gibi durmuyor işte sana da oluyor mu öyle?
O’nun; sevdiği kadına, ” Senin en büyük hayalin; benim en büyük korkum sevgilim ” diyerek en büyük hayalinden -sevgisiyle(!) de olsa- sinsice vazgeçirip, aslında hiç düşlemediği bambaşka hayallere yelken açmasına neden olan; kendisinin dahi sevmediği bir şehirde, sevdiği kadının yanında olmasını isteyecek kadar bencil; sonrasında onu orada tek başına bırakacak kadar da orospu çocuğu olduğunu söylemiş miydim; bilmiyorum.
En sevdiğim şarkılardan nefret etmemi sağlayan, beni en olmadık yerlerde, en olmadık anlarda ağlatan, içimdeki gitme isteğinin tek kaynağı olan, beni bana uzaklaştıran, kendi yaşamımdan çalan, çaldıran, hayallerimi, yolumu değiştiren adam.Beni öldürüp, buna intihar süsü veren adam.
Şu yaşıma kadar, hayatım boyunca yapmam dediğim ne varsa, şimdiden uğruna yaptığım tek adam.
Evet, o adam.Defalarca öldürdüğüm; ama bir şekilde bir köşede dirilişini gördüğüm, artık üstüne basıp geçeceğim, yoluma engel olmasına -bir kez daha- izin vermeyeceğim adam.
Adam.
(via jokerbenim)